Merhaba Yaz


Hayatımızda yaz aylarının ne büyük önemi var değil mi? Hafif ve tasasız olmak, neşe, coşku ve boşluğu hissetmek tüm sene biriktirdiğimiz kıstırılmışlık enerjisinin birden boşalması. Çalışmak ve yaz ayları, öğrencilik ve yaz, bastırılmış enerjilerin boşaltılmaya, sıkıntıların atılmaya, kabuklarımızdan çıkmaya ve pillerin yeniden doluma hazırlandığı mevsim. Yaz başlarken hep tatili hayal etmek ve olmasını istediğiniz o yaz günlerinin gecelerinin özlemiyle dolmak, hafif giyinmek, çıplak ayak kumlarda dolaşmak, bir sürü kurala boş verebilmek ve bir anda sınırsızca eğlenmek ve dinlenmek arzusu. Huzurla geçecek yaz gecelerinin, cırcır böceklerinin, dalgaların sesleri tatil gelmeden hayallerimize, enerji alanımıza dolmaya başlar. Beklentiler doludur yaz ayları. Tüm sorunlardan kaçış zamanı ve hafiflemek, en önemlisi mutluluk hayallerimiz vardır.

Mutluluk ve huzur kısıtlı yaşanır çoğu zaman iş, okul, aile rutin döngüsünde. Zorunluklar döngüsünde ruh çok derinlere saklanır. Ruh’a (aslımız, özümüz’e) izin vermeden, otomatik pilotta, yapılması gerektiğini düşündüğümüz işler ve zihinde yaşamaktır bizleri asıl yoran ama öyle öğrenmişizdir aileden, okuldan, çevreden, e herkes böyle yaşıyordur. “Bu benim gerçeğim mi?” sorgulamak aklımıza gelmez bile. “Hayat böyle” dir.

Her şeyin ötesinde bir özlem vardır, taa derinlerde ama hep tatil olasılığı ortaya çıktığında, tatilin hisleriyle de iç içe geçmiş olduğundan fark edilmez, sesi duyulmaz çoğu zaman. O ses kendi sesinizdir, işte o hep bastırdığımız ruhumuzun sesi ve tam anlamıyla kendiniz olmaya duyulan derin özlemdir. Yaz aylarının o sorumluluklardan nispeten uzak günleri ve geceleri bu evrensel özlemin de kendini açığa çıkarmasına ya da doğrusu sesini duyurmasına olanak tanır. O kadar çok bastırılmış enerjinin açığa çıkma yoğunluğu vardır ki – çünkü tatilin olabilme potansiyeli çok yoğundur , işte artık kapıdadır bir heyecan ve sabırsızca bekleme, gün sayma, plan yapma heyecanı. Tüm bu gel-gitlerde sadece kendimiz olabilme potansiyeli de serbest kaldığı için ruh kendini göstermeye ve bu heyecanda kendi yerini fark ettirmeye çalışır. Zihin ve heyecan çoğu zaman o sesi duymamıza olanak tanımaz. Bir tatil daha geçer gider ve biz kendi enerjimizi sadece deniz, kum, güneş, içkili-içkisiz geceler ve sohbetlerde tadımlık mutluluklar ve hafifliklerle harcarız. Bazen de öylesine çok beklentide olmuşuzdur ki o beklentiyi gerçekleştirmek uğruna buna karşı ne varsa onunla çatışmayla geçer tatil günleri.

Dost, aile birliktelikleri sohbetleri, denizin şifalı sularının enerjisi çok güzeldir ve hepimizin buna ihtiyacı var. Tüm bu hazları yaşarken bir de kendi ruhumuzla temasta olabilmek için neler mümkün? Aslında tüm bakış açılarımızda devrim yapabilsek ve eğlenmek ve kendimiz olmak için tatili bekleme alışkanlığından çıkabilsek. 12 ay hayatta belli zorunluluklar ve rutinler bile olsa günden keyif almak ve hafif yaşayabilmek nasıl mümkün? İşe giderken yolarda her mevsim değişen ağaçları, olan çiçekleri fark etmek, aldığımız her nefesin ne denli güzel ve kıymetli olduğunu hatırlamak, çocuklarımız bizimle konuşurken onların gözlerinin içine bakıp, orda var olduğunuzu hissetmek ve hissettirmek, sevdiklerimizle birlikteyken en azından yemek sofrasında o gün neler yaşadığımızın, ders çalışılması lazım zorunluluklarının ve yarının planlarını bırakarak, sadece birlikte olmanın içinde kalmak, ya da yalnızken kendi varlığımızın farkında olmak. Aldığımız lokmanın bedenimize şifa verişine niyet etmek. Anda ve farkında olmak. Böyle yaşanan günleri birbirine eklendiğinde hep bastırılmış negatif enerji birikimleri ve huzursuzluklar yerine nasıl bir hafiflik deneyimlenebilir?

Yaşamlarımız bize armağan ve biz onun çoğu zaman elimizden akıp gitmesine izin veriyoruz. Yaşamak için sadece hafta sonlarını ve tatilleri bekliyoruz. Yarının bir garantisi olmadığını ancak bir yakınımızın bu dünyadan göçmesi durumunda hatırlıyoruz. O da birkaç gün, en fazla bir hafta sonra kendini tekrar rutinin alışanlığına bırakıyor. Oysa kendimiz olmak ve yaşamak için gerçekten sadece “şimdi” miz var. Şimdide olmak sadece mutluğu deneyimlemek değil, acılar da olsa, tatminsizlikler de olsa o duyguya direnmek yerine anlamaya çalışmak, onunla ilgili yapabileceğimiz birşeyler olup olmadığını fark etmek, gerçekten bize mi ait yoksa etrafımızdakilerden hissettiğimiz duygular mı olduğunu anlamak için de şimdide olmaya, farkında olmaya ihtiyacımız var.

İyi tatiller ve her mevsim tatil tadında yaşanabilen günler dileğiyle.

Anda, farkında ve güzel bir yaz olsun...

#yazmutluluk #seçim #Farkındalık #ICSELYOLCULUK #mutluluk

Tanıtılan Yazılar
Yeni Yazılar
Etiketlerle Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic