Seçtiklerimiz ya da seçemediklerimiz

Hangisini istersin? :)

(Lolipop istemedigini aklına getirme bile, bak özgür seçim hakkın var. )

Hayat ve içinde yaşadığımız evren seçimler üzerine kurulu. Her ne kadar zaman zaman unutsak da seçimlerimiz bizim hayatımızı şekillendiriyor.

Ne var ki, seçim yaparken gerçekten kendi seçimlerimizi yapabiliyor muyuz? O farklı bir konu. Pek çok organizma -genel olarak böyle tarif edebileceğim; aile,okul, hükümetler, arkadaşlar, şirketler vesaireyi koyabileceğimiz kurumlar, ilişikiler bunun içine girer- bu seçim ihtiyacının farkında ve bizi, özgür bireyler olduğumuzu hissettirmek için seçenekler sunarak hayatımıza renk kattığına, seçimleri bize bıraktığına ikna ediyorlar, çoğu böyle olduğuna kendi dahi inanıyor. Örneğin marketlerde binbir çeşit ürün yoğurdun meyvalısı, sadesi, yağlısı, yağı alınmışı istediğini sen seç 😉özgür seçim. Çocuklarımızı okullara yazdıracağız bir dünya vaat ve seçenek. Tatile gidecek durumdaysan nereye gideceksin? Bir dünya seçenek. Çocuğun elinde para var bayram harçlığı gelmiş - istediği şeyi alması çok uygun görülmüyor, çoğu zaman anne babanın sunduğu seçeneklerinden birini seçmesi ya da izin vermesi özgür seçim oluyor. Bütün bunlar en basit seçimlerimiz, "neyi seçtigime ben karar veririm" özgürüm illüzyonu yaratan dış dünya etmenleri. İçsel olarak aslında bildiğimiz özgür seçim hakkı, dünya üzerinde çarpıtılarak yanlış anlaşılarak kullanılıyor ve bizler de bu illüzyonun içinde yaşıyoruz. Dünyadaki matrisin işleyişi. Hükümetler de bambaşka bir kon, onlar da çekirdek yapının daha yukarıdaki yansıyışı. Seçim var önümüzde "evet" ya da "hayır" seçimi. Bu seçimi yaparken her iki tarafın da bir diğer sonuçtan korkuları. Belki ben bana sunulmuş bu iki alternatifin içinde olmak dahi istemiyorum, belki bambaşka bir seçenek istiyorum, bu seçimi sunmak dahi özgür iradeye müdahaledir. Toplum olarak bir başka seçim hakkımızın olduğunu topluca idrak edene ve bu idrakı yansıtana dek seçenekler sadece dışardan bize verilmeye devam edecek elbet. Dualite ve dünya düzeni böyle işliyor.

Büyük yapılanmalardan, küçüğe, aileye ve hayatımıza bakarak bilinç konusunda nerde olduğumuzu kavramak mümkün. Artık bireysel farkındalığa uyanmamız gereken bir dönemdeyiz bana kalırsa.

Şu anda büyük değişimler beklentisi büyük hayal kırıklıkları yaratır. Ama küçük küçük adımlar ve içsel farkındalıklar birey olarak uyanış, kelebek etkisiyle dünyaya yayılır. Çok klişe oldu artık ama değişim önce kendimizden geçiyor. Bilinç bizden başlıyor. Toplum bilinçlensin, onlar bunlar değişsin zihni enerjimizi alıyor; yoruyor ve sürekli yeldeğirmenleriyle savaşıyoruz. Kendimize uyanalım artık. Uyanış da, birden bire bir aydınlanma şeklinde olmayacaktır. Ufak ufak, adım adım... farkında olarak yaşamak.

Sen, her günkü seçimlerini yaparken farkında olarak yapsan: örneğin bugünün programını yaparken - elbet pek çok yapılması gereken işler var ancak bunların ne kadarı gerçekten gerekli ve yapılması şart, ne kadarını sen kendine dayatıyorsun? Ne kadarını içinde senin sesin zannettiğin, ama belki hayatta bile olmayan annenin bakış açısıyla yapıyorsun ve onu yapmayı seçenin kendin olduğunu zannediyorsun? Tatil seçimini yaparken arkadaşların çok gittiği - moda ya da "in" yerleri seçiyorsun, zihnini sustursan belki kendi içsel sesin Karadeniz yaylalarının rüzgarını ve dağların enerjisini istediğini sana anlatacak. Ama zihnini "sen" zannediyorsun, tatilde buraya gidilir klişesi yerleşmiş.

Çok küçük bir örnek vereyim kendimden bir kaç ay evvel kahvaltımın rutin olduğunu kazara fark ettim. Ya klasik türk usulü ya da yulaf ezmesi yiyorum o gün ne istersem. Nadiren bunun dışına çıkıyorum. Ama bu benim özgür seçimim, ne istersem onu yiyorum.😃Bedenle konuşmayı ve onu dinlemeyi bildiğimi sanıyorum üstelik. Ama bunu daha çok rahatsızlık duyduğumda yapıyordum. Kahvaltımdan çok mutlu olduğum için bunu sorgulamak aklıma bile gelmezdi, okuduğum bir kitapla hatırladım “Bedenim hadi bugün ne yemek istersin?" Diye sordum ve gözümü kapatıp onun bana konuşmasını bekledim. Bir dilim ekmek üzerine sarımsaklı yağ, üzerine tavada yumurta, kaşar, üzerine tere dedi resmen. Zihnim ben bu kahvaltıyı istemiyorum diyordu - vardır kendince bir sebebi onu da anlıyorum. - ama bedenim kendi alternatifinde huzur hissediyordu, " yanında reçel?” “Hayır, hiç tatlı yok" peki bugün onu dinleyeyim bakalım ne olacak diye biraz oyunla girdim.

O sabah kahvaltıdan uzun zamandır bu kadar keyif almadığımı fark ettim. Bu, bir kahvaltıdan ibaret seçim değildi. Bu kendimi farklı bir gerçekliğe, farklı seçimlere açmaktı. Toplum ve aileden öğrendiğim Türk kahvaltısı ve kendi irademle hayatıma soktuğum yulaf ezmesi. Her ikisi de benim seçimlerim, birisini topumdan edinilmiş olsa da çok güzel, diğeri benim. Ama ben önümde sadece bu iki seçenekle otomatik pilotta yaşadığımı fark ettim. Ben sevdiğim için hayatıma sokmuş bile olsam onun ötesine bakmıyordum. Ve bedenimin o gün istediği seçimi yapmış olmak enerjimde müthiş bir genişleme yarattı. Çok basit görünen bir olay seçimlerimi ne denli kısıtlayabildiğim konusunda benim için önemli bir farkındalık oldu. Zorlandığım veya önemli konularda daha çok iç sesimi dinliyorum ama benim doğalım zannettiğim şeylerde bile "bundan başka bir seçenek mümkün mü?" sorusunun farkında olarak yaşamak ne güzel. Daha da güzeli "başka neler mümkün?" Sorusu. Genişleme ve sınırsızlık beraberinde geliyor bu farkındalıkla.

Seçenekler her kim tarafından geliyorsa gelsin, kendinden bile geldiğini düşünsen, senin doğrun şu an için gerçekten bu mu? Başka seçimler mümkün mü?

Bu farkındalığa daha çok yer vermeli günlük yaşantımızda. Devrim önce içte yaratılır. Adım adım değişimler başlar, ufak ufak farkındalıklar ve fark ettiklerini hayatına sokma cesareti, değişik olmayı göze alma cesareti (bambaşka derinlikte konular tabi ayrı ayrı). Bir kez kendine uyanan insanın seçimlerini ancak kendisi belirler, bireyler aileye, aileler akrabalara, akrabalardan topluma, toplumdan ülkeye yayılır.... Kabul edenler olacaktır, hazır olmayanlar olacaktır, bu bizim konumuz değil. Her birimiz kendimizden sorumluyuz. Dışarda olan biteni değiştiremeyebiliriz, orada pek çok faktör var, ama dışarıda olana ne tepki vereceğimiz de bizim seçimizidir.

Kendinden başla...

@Ayşegül Sevil

Nisan 2017

BEN ALMAYAYIM !

#OZFARKINDALIK #REGRESYON #seçim

Tanıtılan Yazılar
Yeni Yazılar
Etiketlerle Ara
Henüz etiket yok.
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic